ANKARA AYDINLIĞI GİRİŞİMİ


Ankara Aydınlığı Girişimi Türkiye'de Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük önderliğinde yaratılan Cumhuriyet'in kazanımlarını korumak amacıyla birliktelik kuran yazın ve sanat insanlarının duyarlı ve kararlı sesidir.

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


Bahriye Üçok'a Saygı

Tarih: 17:10, 31/10/2008

 

 

 

Bahriye Üçok’a Saygı

 

 

 

Prof. Dr. Cevat Geray - Ankara Aydınlığı Girişimi

Av. Vedat Ahsen Coşar - Ankara Barosu Başkanı

 

 

 

 

Bahriye Üçok Saydam Gösterisi

 

 

 

 

 

Panel

 

 

 

Ayşe Gürocak - Eski Ankara Milletvekili

Av. Adnan Kurtuluş - Ankara Barosu

Prof. Dr. Necla Arat - İstanbul Milletvekili

Prof. Dr. Mualla Selçuk - A. Ü. İlahiyat Fakültesi Dekanı

 

 

 

Tarih         : 31 Ekim 2008, Cuma

Saat          : 18:00 - 20:00

Yer            : Ankara Barosu Eğitim Merkezi

                     Ihlamur Sokak No: 1     Kızılay

                             (Danıştay Parkı, Zafer Çarşısı’nın karşısı)


"OĞUZ TANSEL YAZIN ÖDÜLÜ" İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI!

Tarih: 16:47, 12/10/2008

 

OĞUZ TANSEL YAZIN ÖDÜLÜ

 

1940 kuşağının lirik ve özgün sesi, Salâh Birsel’in tanımıyla: “Doğa vurgunu, dağlarda duman duman ormanlardan, karlı uçurumlarda mavi sabahlardan geçip giden” Oğuz TANSEL’i anılarda yaşatmak, kişiliğini, düşüncelerini ve yapıtlarını gelecek kuşaklara aktarmak, genç kuşakların dil duyarlılığını artırmak, yazınsal becerilerini değerlendirmek amacıyla, OĞUZ TANSEL YAZIN ÖDÜLÜ verilecektir.

 

            Ödüle katılım koşulları:

 

1-      Ödül dönüşümlü olarak, bir yıl şiir, izleyen yıl halkbilim araştırması dallarında verilecek olup bu yılki ödül şiir alanında bir yapıta verilecektir.

2-      Ödüle aday yapıtın 01.01.2008 - 31.12.2008 tarihleri arasında yayımlanmış kitap ya da kitap oylumunda dosya olması gerekmektedir.

3-      Ödüle son başvuru tarihi 31.12.2008’dir. (Postadaki olası gecikmeden düzenleme kurulu sorumlu değildir.)

4-      Ödül, düzenleme kurulu ve seçici kurul üyeleri dışında tüm katılımcılara açıktır.

5-      Ödül tek yapıta verilecektir.

6-      Yapıt bilgisayarla 12 punto, 1 satır aralıkla yazılmış ve 6 ayrı dosya biçiminde elden ya da postayla teslim edilecektir.

7-      Katılımcı, kısa özgeçmiş, iletişim bilgileri ve bir adet vesikalık fotoğrafının bulunduğu ayrı bir zarfı yapıtıyla birlikte ulaştıracaktır.

8-      Ödül tutarı 2.000 YTL olarak belirlenmiştir.

9-      Ödüle tek yapıtla başvurulmalıdır.

10-  Ödül töreni Şubat.2009’da Ankara’da yapılacaktır. Törenin kesin tarihi ileride bildirilecektir.

11-  Seçici kurul  Prof. Dr. Cevat Geray, Günay Güner, Remzi İnanç, Nazım Mutlu, Ahmet Özer, Ertuğrul Özüaydın, A. Kadir Paksoy, Prof. Dr. Sedat Sever ve Metin Turan’dan oluşmaktadır.

12-   Başvurular şu adrese yapılacaktır: Ankara Aydınlığı Girişimi, Oğuz Tansel Şiir Ödülü Kurulu, P.K: 60, (06531) ODTÜ- Ankara

 

                                                 

                                                        Ankara Aydınlığı Girişimi

 

 

Ayrıntılı bilgi için: Günay Güner, gunayguner@gmail.com

 

Tel:  0312 416 30 40 – 260 94 71 – 0555 338 50 17

 

 




 

 

 


KAÇAK KURAN KURSUNDA ÖLEN ÇOCUKLAR, OKULLARDA İBADETHANE TASARIS

Tarih: 23:29, 23/8/2008

KAÇAK KURAN KURSUNDA ÖLEN ÇOCUKLAR, OKULLARDA İBADETHANE TASARISI, VIP MÜSLÜMANLARA ŞATAFATLI CAMİİ
 
Bir yanda kaçak Kuran kursları ve orada çaresizce ölen çocuklar; bir yandan okullarda "her din için" ibadethane açılması konulu yasa tasarısı girişimi, bir yandan da VIP Müslümanlara şatafatlı cami projesi. Bu üç konu bile korkunç ve acı gerçeği göstermeye yetiyor. Anayasa Mahkemesi'nin kapatma davası kararının ardından yaşanan bu olaylar karardan ders alınmadığının kanıtıdır. Bu olup bitenler Şerif Mardin'in ve "mahalle"nin "binlerce sayfalık iyi, güzel doğru"suna yenilerinin eklendiğini gösteriyor.
Türkiye'de 79.096 cami var ve bu satırlar yazılırken sayı artıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nca açılan 7.996 Kuran kursuna binlerce (bir sayıya göre yaklaşık 2000) kaçak Kuran kursu ekleniyor. Konya'da yaşanan felaket Kuran kursuna çocuklarını veren ailelerin ekonomik çaresizliklerini bir kez daha gösterdi. Güçsüz aileleri kullanan din tacirleri ailelere para veriyorlar. Olan her anlamda, b,r yandan ailelere, daha çok da çocuklara oluyor. Sevgileri, acıları, merhamet duyguları bile ellerinden alınmış, köreltilmiş ailelere yavrucakları şehit ilan etmek, olanları "takdiri ilahi" saymak düşüyor. Oysa yurttaki Kuran kursuyla ilgili olarak Valilik, yönetim "görevi kötüye kullanma"; denetimsizlikle ilgili olarak da "görevi ihmal" suçlarını işlemiştir. Örtbas etme gayretleri boşunadır. Çok ama çok acı, katlanılması olanaksız çirkinlikler bunlar.
            Aynı günlerde, usta romancı Nedim Gürsel'in Allah'ın Kızları adlı romanıyla ilgili dava, "aydınların" sessizliğine karşın gerçek aydınlarda yankı bulurken; AKP'li milletvekili Edibe Sözen, okullarda her din için ibadethane açılması tasarısını ortaya attı, yoğun tepkiler üzerine şimdilik geri çekti. Örnek göstermeye çalıştığı Almanya'da durumun böyle olmadığı, ibadethane bir yana, dinsel simgelerin de yasak olduğu anlaşıldı. Tamamen bilimin, tartışmanın, eleştirel yaklaşımın yeri olması gereken okulların; doğası gereği eleştirelliğe kapalı bir alan olan dinin uzamları durumuna getirmek, kutsallık kullanılarak öğrencileri ayrıştırmak, birbirine düşman etmek nasıl bir ruh durumunun sonucudur? Amaçlanan şey, önemi bilinen okullar işgal altına alınarak toplumun tüm geleceğinin emperyalistler ve işbirlikçileri yararına tutsak edilmesidir! Evet, Sözen tasarısını geri çekti. Yani bir adım geri. Nedim Gürsel'e açılan dava ise, Allah'ın Kızları'nın hemen her ayrıntısının sağlam bilgilere, Kuran ayetlerine, bilimsel kaynaklara dayandığı anlaşılınca takipsizlikle sonuçlandı. Nedense dava sürecinde iktidar olsun, çok "aydın" kişiler olsun kimsenin usuna "ifade özgürlüğü gelmedi.
            Bunca olumsuzluğun sorumlularını hiçbir şey VIP cami projesi kadar iyi açıklayamazdı. Adeta turnusol kâğıdı! Türkiye'de 79.096 cami olsa da VIP Müslümanlar için illa da ayrı cami olmalı! Onlara yakışan budur. Hâlâ kendilerini halktan, Cumhuriyetçileri ise elit diye, seçkinci diye tanıtabiliyorlar. Çiftçiyi hakaretle kovanların, çalışanlara ayaktakımı, "ayaklar" diyenlerin korumalarına tartaklattıranların camisinin de VIP (bilenler için de yinelenmelidir, "very important person" sözlerinin baş harflerinden oluşan VIP, "çok önemli kişi" demektir.) cami olmasından daha doğal ne olabilir?
            Paramparça olan çocuklarımız adına, çaresiz bırakılan halkımız adına bu hayâsızca sömürüye, din ticaretine karşı duralım!
            Bu çağrı Türk ulusunadır.
 
ANKARA AYDINLIĞI GİRİŞİMİ

2009 YILI 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI'NDA TAKSİM MEYDANINDA BULUŞAL

Tarih: 22:24, 11/8/2008

2009 YILI 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI'NDA TAKSİM MEYDANI'NDA BULUŞALIM!
Sayın Leyla Erbil Türk ve dünya yazınının önemli değerlerindendir. Sayın Erbilin sözcülüğündeki edebiyatçı dostların; Türk yazarlarının 2009 yılının 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda Taksim Meydanı'nda buluşması yönündeki çağrısını olumlu buluyor ve yürekten destekliyoruz.
Türk yazarı emeğin safında olunması gerekektiğinin bilincine varmalıdır. Çağdaşlığın ve özgürlüğün konusu olan değerler eşitsizlik üreten etnisitenin, cemaatin, dinci bağnazlığın değil; tüm sömürülenlerin sınıf temelinde kardeşliğine dayanan emekçi dayanışmasının değerleridir.
Bütün halkların gönenci bu yoldadır.
--
ANKARA AYDINLIĞI GİRİŞİMİ

FERİT İLSEVER HEMEN SERBEST BIRAKILMALIDIR!

Tarih: 22:21, 11/8/2008

FERİT İLSEVER HEMEN SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Ergenekon tertibi kapsamında 4 aydır Tekirdağ F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan İP  Genel Başkan Yardımcısı ve Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever'in sağlık durumu giderek yaşamsal tehlike içine giriyor. İlsever'in akciğerinde mandalina büyüklüğünde kitle bulunuyor. Doktorlar, hastalığının akciğer kanserine dönüşebileceğini söylüyor. İlsever'in, iç kanamadan dolayı gözlerinin kanlandığı burun kanaması geçirdiği, gözle görülür kilo kaybına uğradığı belirtildi.
Ancak tahliye talepleri reddedilmeye devam ediyor.Son olarak İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 6 Ağustos 2008 günü tahliye isteğini yine reddetti. Doktorların derhal hastaneye yatırılmasını zorunlu görmeleri üzerine İlsever'in yatarak tahlil ve tetkiklerinin yapılmasına başlandı. İlsever Pazartesi günü Edirne Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesine sevkedilmişti. Ancak doktorlar tutukluluk koşularının da tedavinin gereği gibi yapılmasının olanaksız olduğunu belirtiyorlar. Daha önce alınan doktor raporlarında da Ferit İlsever'in hastalığının sürekli izleme altında olması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Bu gerçeğe karşın yapılmak istenen nedir? Tekirdağ'da bir Kuddisi Okkır cinayeti daha mı işlenecek?
Söz konusu kararlar bir hukuk devletinin kararları olamaz.
Sorumlular zorbalıklarını sonuna kadar uygulayabileceklerini sanmasınlar.
Ferit İlsever'e yapılan hukuk dışı uygulamaları nefretle kınıyoruz.
Ferit İlsever hemen serbest bırakılmalıdır!


ANKARA AYDINLIĞI GİRİŞİMİ


{ Son Sayfa } { Sonraki Sayfa }