Basın toplantısı tutanağı
Tarih: 16:43, 17/3/2008
Sayın basın mensupları ve değerli dostlar,
Çoğunluğunu yazar ve şairlerin oluşturduğu, aralarında bilim insanlarıyla sanatçıların da bulunduğu Ankara Aydınlığı Girişimi’nin ilk toplantısı, 23 Şubat 2008 tarihinde yapılmış ve bu toplantıda Cumhuriyetimizin temel değerlerine saldırılar konusunda kamuoyuna bir açıklama metni hazırlanması kararlaştırılmıştı. Bu konudaki resmi açıklama bugün (16.03.2008), Eğitimciler Derneği’nde yapılan basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.
Ankara Aydınlığı Girişimi’nin kamuoyu duyurusu, Sultan Su Esen’in 16 Mart’ın Öğretmen Okulları’nın açılışının 160. yıldönümü olduğunu vurgulayan açılış konuşmasıyla başladı. Ardından girişim sözcüsü Münevver Oğan, Işık Kansu’nun (Cumhuriyet, 10 Mart 2008) yazısından bir alıntı aktardı;
“Konuşan toplum diyorlar. Konuşan toplum filan değil, her anlamda seçilmiş bir yönlendiriciler arenasına bırakılmış gibiyiz. Laf kalabalığı arasına sıkıştırılmış toplum, gerçekten hiç bu kadar suskun kalmamıştı... Düşünsenize bir; türbanın özgürlük olmadığını açık açık söyleyebilen kaç edebiyatçı, sanatçı çıktı? Yazar örgütleri samimiyetle olayın üstüne gitti mi? Ankara’dan yükselen bir ses duyduk biz. Kendilerine “Ankara Aydınlığı Girişimi” diyorlar.”
Sayın Oğan; yazar, şair, sanatçı ve diğer aydınlarımızdan bir kısmının burada olduğunu ve şimdilik 80 imzayı bulan bu kartopunun giderek büyüyeceği umudunu vurguladıktan sonra (aşağıya tekrar kopyaladığım+ekte bulunan) kamuoyu duyurusunu okudu.
Ardından Prof. Dr. Cevat Geray ve Mustafa Gazalcı konuşmalarını yaptı:
Sayın Geray, devrim karşıtı sürecin tarihsel bir özetini yaptıktan sonra AKP iktidarıyla kazanmış ivmeye dikkat çekti ve “Olay sadece türban olayı değildir. Olay Türkiye’nin bağımsızlığının yok edilmesi sürecidir.” dedi. Halkevleri’nin ve Köy Enstitülerinin kapatılmadığı, Demokrat Parti’nin Din ve Vicdan Özgürlüğünü Koruma Kanunu çıkararak aslında tarikatların daha kolay örgütlenmesinin yolunu açmış olmadığı bir Türkiye’de; adında milliyetçi sözünün olduğu parti yöneticilerinin, emperyalizmin “ılımlı İslam” oyununa araç olmayacağı, aklın ve bilimin yol göstericiliğinin belirleyici olacağına dikkatleri çekti.
Sayın Gazalcı, edebiyatçıların arasında bulunmaktan duyduğu mutluluğu ifade ettikten sonra Ceyhun Atuf Kansu’nun Kızamık Ağıdı şiirinin aydınlardan, öğretmenlerden hesap soran dizeleri ve Rıfat Ilgaz’ın “korkuluk değiliz” dizelerini anımsatarak, ulusal bağımsızlık savaşımızla temellenen kazanımlarımızın tümden yok edilme sürecine sokulduğu bu gidişata seyirci kalınamayacağını, adına aydın denen insanın başını devekuşu gibi kuma sokamayacağını, çocuklarımıza ve ülkemizin geleceğine borçlu olduğumuzu vurguladı. Yeraltı, yerüstü zenginliklerimizi bir bir kaybettiğimiz bu süreçte, türbanın, sadece bardağı taşıran son damla olduğunu, dolayısıyla kaç kişi olunursa olunsun “Kral çıplak!..” denilebilmesinin ve sanatın büyük gücünün halkla buluşturulabilmesinin önemine işaret etti.
Ahmet Özer, Mehmet Aydın, Osman Bolulu, Ali Rıza Üçer, Tuncer Uçarol, Celal İlhan, A. Kadir Paksoy, Selim Esen, Emrah Çıra, Refik Saydam, Şahver Karasüleymanoğlu, Günay Güner de Ankara Aydınlığı Girişimi’nin anlam ve amacına uygun görüşlerini ifade etti...
Katılımcılarla konuşmacılar arasındaki etkileşimin sonunda, evrensel hukuk kurallarının geçerli olduğu demokrasilerde kurum ve kuralların olduğu, ulusal iradenin bunların tamamı aracılığıyla ve kuvvetler ayrılığı ilkesi temelinde gerçekleştiği belirtildi. Ayrıca bizdeki kadar sık parti kapatılmayan Batı demokrasileri örnek verilirken, Batı ülkelerinde faşist partilerin kapatıldığının nedense gündeme gelmediği, üstelik devlet düzenini dini esaslara göre kurmayı hedefleyen partilerin zaten bu ülkelerde bulunmadığının “unutulduğu” vurgulandı. Özcesi şeriat tehlikesi bulunmadığı gibi demokrasinin tramvaya benzetilmesinin de söz konusu olmadığı ülkelerde laiklik gerekçesiyle parti kapatılmasının söz konusu olamayacağı basit çıkarımının görmezden gelindiğine dikkat çekildi.
Yargı erkinin, oy sayısına indirgenmiş “demokrasi” algısının ve küresel-yerel güç odaklarının baskılarıyla, haksız saldırılarla sürekli yüz yüze bırakıldığı ve bunun son örneği olarak, yasal görevini yapmak durumunda olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının AKP hakkında açtığı kapatma davası nedeniyle uğradığı saldırı karşısında, aydınların, hukuk devletine, görevini ihmal etmeyen yargı mensuplarına sahip çıkması gereği üzerinde uzlaşıldı. İkinci bildirinin bu konuda hazırlanması ve kamuoyuna duyurulması kararına varıldı.
Saygılarımızla,
ANKARA AYDINLIĞI GİRİŞİMİ
KAMUOYUNA DUYURU
Tarih: 16:39, 16/3/2008
Kamuoyuna Duyuru
Tehlike büyük...
Cumhuriyet yönetimini yok etmek için başlatılan devrim karşıtı süreç bugün doruğa ulaştı. Şeriat özlemcilerinin saldırıları kazanımlarımızı ciddi ölçüde tehdit altına aldı.
Tehlike büyük...
Başat olarak sınıfsal, dolayısıyla kültürel ve ekonomik nitelikli bu saldırıların ardında, ulus devletin emperyalist politikalarla uyumlu duruma getirilmesi planları yatıyor.
Tehlike büyük...
ABD ve AB merkezli politikalar, Cumhuriyetimizi yıkmaya yönelik etnik ve dinsel yapıları güçlendirmeyi ve onları anayasal kurumların yerine geçirmeyi öngörüyor.
Türbanla başlayan, Anayasanın değiştirilmesiyle yoğunlaşan dinci saldırılar, toplumu parçalanma noktasına getirdi.
Bugün ülkemizi yöneten düşünce; açıkça, özgür akla, bilince, sanata, yazına, kişi haklarına düşman ve emperyalizmle uyumlu bir İslamcı rejimi kurmayı amaçlıyor.
Tehlike büyük...
Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıyla sorunu yoktur, olamaz. Etnik ve dinsel yapay sorunların, önce toplum yapımıza sokulması, sonra da belli iç ve dış merkezlerce "bu sorunları çözün" denilmesi, devrim karşıtlığından başka bir şey değildir.
Çağdaş bir toplumda, insanlığın evrensel birikimine, kişisel haklara, çağcıl değerlere uygunluk zorunluluktur. Fakat bugün karşılaştığımız uygulamalar Cumhuriyetimizi yıkma girişimi olarak algılanmalıdır.
Tehlike büyüktür...
Ulusumuz, aydınlanmanın kazanımlarını korumalıdır. Bu en vazgeçilmez hak ve görevdir.
Laiklik demokrasinin önkoşuludur.
Dinler, vicdani alandan çıkartılarak, hiçbir şekilde eşitlik ve özgürlükle ilişkilendirilemez. Hele türban adı altında dayatılan örtünme, özgürlüğün en büyük düşmanıdır.
Laikliğin ortadan kaldırılarak, toplumun ve rejimin dinselleştirilmesi, yazın ve bilim için başat gereksinim olan özgür bilinç ortamını da yok edecektir.
Bu bildiriyi imzalayan yurtseverler olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde yaratılan Türk Devrimi'nin kazanımlarından, Cumhuriyet'in değerlerinden ve laiklikten kesinlikle ödün vermeyeceğimizi; olanaklarımızı, ulusumuzun akla, bilime, sanata dayalı, özgür geleceğini korumak yönünde tüm gücümüzle kullanacağımızı Türk halkına saygıyla duyururuz.
Aydınlık bir Türkiye için;
Ankara Aydınlığı Girişimi.
Alper Akçam, Ferda İzbudak Akıncı, Mehmet Altınok, Yavuz Armağan, İsmet Arslan, Hüseyin Atabaş, Erendiz Atasü, Kemal Ateş, Erdal Atıcı, Arzu K. Ayçiçek, Mehmet Aydın, Ceyhun Balcı, Nezahat Bayraklı, Özden Bilgin, A. Celal Binzet, Osman Bolulu, Abdulkadir Budak, Ali Cengizkan, Demirtaş Ceyhun, Oktay Hidayet Çakan, Gönül Çatalcalı, Ayça Çeliker, Ş. Burcu Çorum, Sena Çöğen, M. Emin Değer, Asuman Su Deniz, Mahzun Doğan, Emine Eğilmez, Gülseren Engin, Muzaffer İlhan Erdost, Selim Esen, Sultan Su Esen, Erhan Eser, Turgay Fişekçi, Mustafa Gazalcı, Cevat Geray, Filiz Gülmez, Hasibe Günay, Günay Güner, Nilgün Güner, İnci Gürbüzatik, Abdullah Gürgün, Süreyya Gürgün, Neslihan Haser, Alparslan Işıklı, A. Mümtaz İdil, Celal İlhan, Ahmet İnam, Atilla İnan, Remzi İnanç, Cahit Kalenderoğlu, Selami Karabulut, Zeki Karal, Eray Karınca, Burcu Bahar Koçak, Oğuz Köylü, Nermin Küçükceylan, Nazım Mutlu, Osman Namdar, Volkan Odabaş, M. Cihat Oğan, Münevver Oğan, Fikret Otyam, Nusret Kemal Otyam, Nilhan Öz, Işıl Özbek, Ahmet Z. Özdemir, Ahmet Özer, Ozan Özgüven, Ertuğrul Özüaydın, A. Kadir Paksoy, Yüksel Pazarkaya, Hüseyin Peker, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Ümit Sarıaslan, Zeki Sarıhan, Ahmet Say, Refik Saydam, Doğanay Sevindik, Hülya Soyşekerci, Melahat Sönmez, Mustafa Sönmez, Sinan Sönmez, Mehmet Şekeroğlu, Şirin Şeker, Hülya Şimşek, Sönmez Targan, Zübeyde Seven Turan, Tuncer Uçarol, Ali Rıza Üçer, Çiğdem Ülker, Güzide Üye, Öner Yağcı, Vedat Yazıcı, Ahmet Yıldız, Nevriye Yılmaz, Zeynep Yılmaz, Hasan Yükselir.
16/3 / 2008
BASIN AÇIKLAMASI
Tarih: 13:14, 14/3/2008
BASIN AÇIKLAMASI
"Ankara Aydınlığı Girişimi" olarak Cumhuriyet'e, laikliğe saldırılar konusunda edebiyatçıların, sanatçıların, aydınların duyarsızlığına tepki göstermek; kaygımızı, acımızı, direncimizi duyurmak amacıyla hazırladığımız bildiri 16.3.2008 tarihinde, saat 11.00'da, Eğitimciler Derneği'nde (Sümer-I Sokak No: 14/1-2-3 Kızılay-Ankara Tel-Faks: 0312-229 60 44) basın toplantısıyla kamuoyuna açıklanacaktır.
Bildiriye imzalarıyla desyek veren aydınlardan bazılarının adları aşağıda bildirilmiştir.
Prof. Dr. Cevat Geray
Remzi İnanç
Demirtaş Ceyhun
Fikret Otyam
Dr. Yüksel Pazarkaya
Erendiz Atasü
Turgay Fişekçi
Hasan Yükselir
Prof. Dr. Sinan Sönmez
Prof. Dr. Ahmet İnam
Prof. Dr. Alparslan Işıklı
Sönmez Targan
Mehmet Zaman Saçlıoğlu
Mustafa Gazalcı
Mustafa Sönmez
Öner Yağcı
Hüseyin Peker
Ahmet Mümtaz İdil
A. Celal Binzet
<******>******>
Alper Akçam
A. Kadir Paksoy
Arzu K. Ayçiçek
Ayten Çelebi Kural
Celal İlhan
Çiğdem Ülker
Eray Karınca
Erdal Atıcı
Günay Güner
Hülya Şimşek
Doğanay Sevindik
İnci Gürbüzatik
Kemal Ateş
Mehmet Akif Tutumlu
Münevver Oğan
Nazım Mutlu
Nermin Küçükceylan
Nilhan Öz
Özden Bilgin
Refik Saydam
Sultansu Esen
Sururi Baykal
Vedat Yazıcı
Volkan Odabaş
<******>******>
Zeki Karal
İlginizi, desteğinizi bekler, bilgilerinize saygıyla sunarız.
ANKARA AYDINLIĞI GİRİŞİMİ